ALLAH SENİDE YARATTIYSA VARDIR BİR HİKMETİ

Ramazan gülen

Bütün şartlar oluşturulmuş ,Sadece adamın harakete geçecegi gün bekleniyordu.
Önce, istanbulda başka bir semte,taşınılacak,daha sonra gerisi çorap sökügü gibi gelişecekti
Ne adam bunu biliyordu, nede hiç bir canlı.
O semte taşınır taşınmaz,kader ağlaırını hemen örmeye,yün yumak çözülmeye,dügümler atılmaya başlanmıştı,
Ve zaman, o güne,26/05/2002/ gelmişti.
O günün sabahında ,Adamın,üvey çocukları ile kendi çocuğu arasında, bazı tatsız hadiselerin oluşu,bu semte taşınmalarından sonra ,aile içersinde baş gösteren huzursuzlukların son merhalesi ,son kıvılcımı olacak ve bundan sonra asla hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı.
Yılar önce,yuvalarını kurdukları bu semtin, şerrinden kurtulmak için başka bir semte taşınmışlardı. Talihe bakınki,yıllar sonra yine bu semtte dönerek yuvalarını bozacaklardı.
O güne dönersek.
Adamın oğlu,abilerinin kendisi üzerinde onur kırıcı baskılar uyğulamak istediklerini anlattı babasına babasıda ona,dikkatli olmasını ve kendisini ezdirmemesini, bilmükabil misliyle cevap vermesini söyleyerek. işe gitmek için evden ayrıldı.ayrıldı,ayrılmasına ama,
Yaşanan bu son durum,adamın kafasını epeyce ağırtacağa benzemekteydi.Daha şimdiden migren atakları başlamıştı bile.O günlerde migrenin ne olduğunu bilmediginden.her yakalanışında,yaşadığı bu baş ağrılarının neden bu kadar uzun ve şiddetli geçtigine bir anlam veremiyordu.
İş ortamından bir tanıdığı vastasıyla,temin ettigi sakinleştirici hapları,aldıktan sonra,hemen bir tane yuttup,eve dönmek için yola çıkmışı,Zira hapların kendisinde nasıl bir etki yapacağını bilemediginden dolayı bir an önce evede,güvende olmak istiyordu.
Öglen sonrası saat 4-5 civarında eve varmıştı,henüz kimseler evde yoktu,ögleden sonrasının ikindi güneşi güneye bakan oturma salonunun geniş pencerelerinden vurarak,içerisini sıcacık yapmıştı.Bu ikindi güneşi,vakitlerini, çocukluğundan beri pek sever,onun için en ilham verici saatler olduğuna inanırdı.iliştigi kanepede birkaç dakika oturduktan sonra,olduğu yere yavaşça yüzü koyun uzandı ve hemencecik kendinden geçiverdi.
Bir zaman sonra,Karısının ve çocuklarının seslerini duydu. Anlaşılan işten dönen karısı aynı mahallede oturmakta olan annesine uğramış, biraz oturduktan ve gün içersinde gelişen bu olaylar konusunda dolduruşa geldikten sonra çocuklarıda alarak,muhtemelen bir hışımla eve gelmişti.
Adam:
Uyanmak istemedi,şimdi bu bitkin ve zayıf haliyle neyi nasıl izah edebilirdiki.gözlerini daha bir sıkıça yumdu ve eve çökmekte olan kabustan saklanmaya çalıştı.Belkide eve gelmekle hata etmişti,
“Zavallı adam”
Bu adamın migrenine bile tahamülleri olmadığı gibi,bu hastalığın hakkında,da her hangi bir fikirleride yoktu zaten.
Karısı,yarı mırıldanarak,yarı kendisine duyurarak-
“Ne zaman geldi bu?
“Kalk kalk bakalım,uyuma numarası yapma!diye söylendi.
Adamın,duyduyğu bu(uyuma numarası yapma)kelimesi onun sakinleştirici almış olmasına rağmen migrenin,de etkisiyle bedeninde aksi tezahür ederek bir bomba etkisi yaptmıştı.Zaman ve mekan tersyüz olmuş,
Bundan sonra gelecek ikinci,üçüncü bombalar ardı ardına patlamaya hazırdI artık,
KADIN:”Gel bakalam,Gel şöyle oturda karşıma bir konuşalım!dedikten sonra
“Sen ne yapmak istiyorsun böyle?Aileyi parçaladın,kardeşi kardeşe düşman ettin.diyerk devam etti.
ADAM:Duyduğu bu sözlerden sonra,
Beyni durmuştu,karşısında ve sağında solunda oturanları görmüyordu artık.bedenininde kanının akmadığını hissediyordu,
Adeta kendisini Ölümüş.te,karanlık bir mezar içersinde hesaba çekiliyor olduğunu zannetmekte idi.
Kendi evinde maruz kaldığı bu aşağılanma ise dahada vahimdi.hele O küçücük kızının tembihlenmişçesine kendisini,suçlayan ve annesine destek çıkan sözleri, yüreyinde bundan sonra hiç iyileşmeyecek yaralar açmakta,iken diger bir köşede ise sesizce duran oğluna, bin yıllık bir hasret duyumsuyor,du.

Donmakta olan kanında bütün istemiyle “İkindi güneşini aradı.”GÜNEŞ YOKTU”
Koku alma duyusu bin kartmış olduğundan”midesi bulanıyordu.”HAVA YOKTU”
İşitme duysu tavana vurmuştu,seseler,” beyinin acıtıyordu.” ANLAYIŞ YOKTU”
Hayatında hiç bu kadar korkmamıştı.Çelik bir yay gibi gerilmiş olan sinirleri,
Bir anda,Oda kapısının kalın ve buzlu camlarının keskinligine kendisini bırakıvermişti.
“Gürültüyele,kırılan bir cam ve Bağırşmalar,çığlıklar,lanet okumalar.”İNSANLIK YOKTU”
Sağ bileginde bir ılıklık hisstmişti önce,Sonra kemigine kadar eçılmış kesikten bir taraflara tazyikle boşaln kanı görmüş,hatta kokusunu bile almıştı ,bu semt, tüm caddeleri tüm sokakları ve tüm insanlarıyla, kanlı bir tablo gibi,gözlerinin önünden durmuş ona bakmaktaydılar.
Bazı dostları ona bu semte gitmemesini ,Zira,(“Orası seni bitirir “)uyarısında bulunmalarını, hatırladı.fakat O,tüm bu uyarıların doğruluğuna inandığı hâlde,içinden gelen sese kulak vererek, sanki emenati yerine,uluştırmak ve kendisinin,de bu göreve vekaleten atanmış biri olarak görmektaydi.
Burada sıradan bir alenin evini, eşyasını ve kıymetilı nesi varsa toparlayıp, başka bir semte veya mahlleye göçmesi gibi bir durumda yoktu.
Burada, bu ailede olan veya olmakta olan her ne ise başka bir şeydi?
Bu ailenin,Kolilenmiş,sarıp sarmalanmış taşımaya hazır eşyaları dışında,her şeyi paramparça,her kutsiyeti darmadağın, neresine dokusan eline bir günah bulaşmakta ve neresinden tutsan elinden kayan bir yanı nersine baksan bir sahtekârlık görülmekteteydi
Son olarak: Eşyalar kamyona yüklenmiş her şey hazır,bir kaç komşuları onlarla vedalaşmak için kamyonun yanı başında durmaktaydılar.
Kadın bütün kuruntularıyle,bir an önce eşyalarının kamyona yüklenip bu semtten uzaklaşmayı beklerken.
Adam,da kadının ardından el sallayıp,taşınmakta oldukları bu yeni semte onunla beraber gelmeyacegini belirtmek istiyordu.ama yapamadı.Gönül telleri titremiş yüregi sanki bir el tarafından sıkılmıştı,haraket etmeye hazırlanan kamyona kendisini bir çırpıda atmış ve yine kendi elleriyle kamyona istifledigi eşyalarının arasaında,kendine bir yer bularak tarihin akışını degiştirmeye neden olmuştu.
Adeta film izler gibiydi.sonra kendine gelince,
Sol tarafta,karısının, kendisinden igrenmiş bir yüz ifadesiyle durmakta olduğunu gördü,
tam karşısında ise kızıyla,oğlunun iki kollarıını korku haliyle yana açmış bir şeyler yapamanın telaşında ve yüzlerindeki o kızgınlık ve,neden bu adamla bunları yaşamak zorunda kaldıklarınıa dair üzüntülerini görmekte,onlara yaşattığı bu ortamın ezikligini hissetmekteydi.
Sol eliyle kesilen bilegini kavradı, atar damarının pompaladığı kan parmaklarının arasından odanın zeminine akıyordu, içini,zamanı geri almak ve eve geldigi analara dönmek duyğusu kaplamıştı,
yaptığından duyduğu pişmanlıklığı, şimdi savurduğu küfürlerle bastırmaya şalışırken. bunun ileride kendi hanesine düşülecek eksilerden biri olacağı ve kimse tarafından
anlayış göremeyecgi olması içini acıtıyordu.
Akan kanı durdurmak lazımdı.Ğayri ihtiyari bir kararla, banyoya gitti,sağa,sola bakındı,dizlerinde hafif bir titreme hissediyordu sonra,oğlununun elinde bir bağcıkla bonyonun kapısında belirdigini gördü,oğlunun bu davranışından mutlu olduğunu sadece kendi bilecekti,birde ALLAH.
Oğlunun kendisine getirdigi bağcıkla,dirsegine yakın bir yerden bağlayıp iyicene sıktı.
Orada baba oğoul ,bir kaderi paylaşmışlar,altı katlı binanın merdivenlerini birlikte inmişlerdi.
Adamın,Bundan sonra,hatırladığı tek şey hasteneye gidene kadar,ambulans içersinde savurduğu okkalı küfürlerdi
Muhtemelen o günün gecesinde.Adamın,Kesik yerlerini Mikro cerrahide diktirdiler,iki gün sonra taburcu edilip tekrar o eve getirdiler,getirdilermi ,kendimi gelmeye mecbur kaldı şu an hatırlamıyorum.fakat adamın o eve tekrar dönmesinin ,O kamyona binmesi kadar ne büyük bir yanlış olduğunu bu gün daha iyi anlamaktayım.
Şunu açıkça söylemeliyim,ki.Adamın bir hayli cahil olduğu kadar,hatını paylaştığı kadınında ondan aşağı kalır tarafının olmadığıdır.Yine, zamanın konjöktürüne bakıldığında,bu kişilerin degerlendirilecek hiç bir biyografilerinin olmadığı görülecektir.Farklı kültür yapılarına sahip bu iki insanın, ortak bir hayatı paylaşmasıyla başlayan,kişilk çatışmaları ve egoları yüzünden yine kendi üzerelerinde büyük tahribatlara yol açmış,ve bunu görebilecek ferasete sahib olamadıklarından,sonunda aile kurumunun dağılmasına neden olmuşlardır.
Bir aile kurumunun bozulmasından sonra,herhangi bir tarafın “Yıkılmadım ayaktayım “teranesinde buluması.”Ölmedim tabuttayım”demsi gibidir.
Her neyse biz dönelim hikâyemize.
O evde artık”GÜNEŞ YOKTU”HAVA YOKTU”İNSANLIK YOKTU”
Var olan tek şey,kendini harcatmış bir adam.ve onun bundan sonra yaşamak zorunda kalacağı ıstırap dolu günler ve sonrasında adım,adım yok oluşa doğru sürüklenişi olacaktı.
Kimsenin gözünün yaşına,bir an bile bakılmadığı şu kahpe dünyada,Şunu haykırmak isterimki
“ZALİMLER İÇİN,YAŞASIN CEHENNEM”
Şimdi
karısının onun hakkında meşru karalar vere bilmek için yeterli delilleri olumuştu artık,
Aileye zarar veren,camları kırarak çevresine korku salan bir adam iamjı oluşmuş ve bunu kullanmak kaçınılmaz bir fırssat olmuşt.ne olursa olsun bu adamdan kurtulmalı ,oluşan bu son hadiselerin delili altında bir sonuç almalı, ayrıca kocasına karşı bazı tavırlarlar takınarak süreci hızlandıracak yollar bulmalıydı.
Hastaneden çıktıktığından beri, ne karısı nede çocukları bir gün bile olsun,halini ,hatırını sormamışlar,adeta sağır ve dilsiz rolüne bürünmüşlerdi.
Tedavisine ilgi duyulmuyordu, Zira,kendisi dayanılmaz ağrı ve sızılarını saklamaya çalışırken,
hepten bozulan pisikolojik durumu,yine pisikolojik karşı hamlelerle alay konusu edilip, içeride ve dışarıda itibarsıszlaştırma taktikleri uyğulanarak derin bir yanlızlığa itiliyordu.
yüzüne söylemeselerde”Artık,kendisinden rahatsız olduklarını hissttirmeyi başarabilmişlerdi”

Yıllardır beraber yaşadıkları bu evde,Artık kendisine ne bir şey soruluyor,nede kendisinden bir şey isteniyordu.”””sanki hiç yoktu”
Günler,Aylar böyle geçip giderken.Adam, iyice kesikleri ve kaderiyle başbaşa bırakılmış,
Ne “Babalık”nede “Kocalık”gibi bir sıfatı kalmamıştı.Süreç işliyor,taktikler işe yarıyordu
Adamın bir defasaında”Bu durum ne olacak böyle” sorusuna karşılık
“Hiiç nolucak ,Bokta olsan çocukların babasısın” cevabını almış olması,artık bu evde solda sıfır olduğununun beyanı ile şak diye karşı karşıya kalmıştı.

Devam edecek